 Bu senenin başıydı sanırım. Teoman, Hülya Avşar Stüdyosu'na konuk oldu. Avşar'ın o çok meşhur "Teoman Yalnızlığı" ile ilgili sorusuna: "Galiba bu zamana kadar kendimi kandırmışım; yalnızlığı pek de sevmiyormuşum" yanıtını verdi. İçim cız etti. Ben en çok Teoman'ın yalnızlığını severdim çünkü. Bir insanın tek başına mutlu olması utanılacak bir şeydir, der Camus. Ben Camus'a inanırım. Bahsettiğinin karanlık ve dilsiz bir hayat olmadığını bilirim. Beynim, yalnızlıkla tek başına arasındaki farkı ayrıt edebilir. Bu seçiciliğin keyfini uzun uzun çıkarabilirim. Çıkardım da. Çevredeki koşuşturma arttığında ota dönenlerdenim ben. Ama gün gelir bi'Teoman, bi'İlknur fikrimi değiştirmeye yetebilir. Geçen gün İlknur ile buluştuk. İlknur benim ortaokuldan arkadaşım. Çalıştığı için doğum günümü kutlamaya vakit bulamamıştık. Bir iki saat için -gene Nil'i gene kolumun altına sıkıştırıp- Kanyon'a kaçabildim. Quotidien'de oturduk, birkaç bardak kahve içtik, sohbet etmeye ÇALIŞTIK, bir kurabiyeyi paylaştık. Nil'e kurabiye yedirdik; babasının gelip onu almasını bekledik. Doğum günü hediyesi olarak kırmızı bir çanta almış bana. Kocaman. Arkadaş, muhabbet, kahve, çanta... Birkaç ay da geçmiş üzerinden görüşmemizin. Ben bir tuhaf oldum tabii. Ve Teomanvari bir itirafın eteğini kaldırıverdim oracıkta: "Ben bir arkadaşa ihtiyaç duyuyorum" dedim. Onay bekler bir tonu vardır sesimin. Elimde kırmızı kalem hemen düzeltmelere geçtim; "Yani böyle çok samimi olmayacağım, öyle benimkine yakın aylarda bir bebeği olan, haftada birkaç kere birlikte puset itebileceğim... anlıyosun di'mi?" Ve hemen bir arkadaş sitesi açtım oracıkta: www.annemearkadas.com Annelere özel bir arkadaşlık sitesi. Üye oluyorsun; yaşını, semtini, bebeğinin ayını, zevklerini, bir arkadaştan beklentilerini kaydediyorsun ve başlıyorsun aramaya, ya da seni bulan çıkıyor. Mesela ben profilimi oluşturdum: Duygu Yılmaz Okutan, 30 Kız bebek, 8 aylık Evden çalışır. Tarabya-Yeniköy-İstinye. Börekçide börek yemeden oturmayı, kitapçıda kitap almadan takılmayı becerebilen; gün içinde bardak bardak sıcak içecek tüketebilen, bebeğini bebeği ile yarıştırmayacak, ama gene de bebeklerden konuşmayı becerebilen, sıradan bir anne ile tanışıp, haftada 1-2 gün 1-2 saat takılmayı, Emre Yılmaz'a ne olduğu hakkında konuşabilmeyi istiyor. İlk buluşmada anneler birbirini, puset markası ve renginden tanıyabilir: Duygu Yılmaz Okutan: Maclaren, bordo-pembe Buluştun diyelim, hoşlansan da hoşlanmasan da bir sonraki görüşmeyi hemen o gün ayarlamak zorunda değilsin. Telefon numaranı vermek de... Gene site üzerinden haberleşmek mümkün, ta ki "done"laşana kadar. "Brek brek! Arladaş arıyorum arkadaş" çağrımı dile getirdikten sonra üzerime bir hafiflik geldi. Yeni insanın getiri götürü hesabını yaptım kafamdan; OoooOooo falan çektim içimden. İnsanların tüm mutsuzluğu açık konuşmamalarından kaynaklanıyor olabilir. Ben de neye ihtiyaç duyduğumu açık ve net olarak dile getirdiğimde pek bi'rahatladım, pek bi'hafifledim doğrusu. Nil'in Dünyasý'nda Bugün: Anneye Tabak |